Spor

Mehmet Demirkol, gündemi değerlendirdi

Spor yorumcusu Mehmet Demirkol, beIN Manşet programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İşte Demirkol’un yorumları;

“Ceferin’in kötü yönetim gösterdiğini düşünmüyorum. Acele şeyler söylemiyor. Çalışıldığını görebiliyorsunuz. Sürekli ülkelerle kontak halinde.

Atalanta-Valencia maçı öncesi açtım baktım 3 vaka varmış. O gün, 3 vaka varken iptal etmek çok mümkün değildi. O gün, birini suçlayacaksak Dünya Sağlık Örgütü’nü suçlamak lazım. Aralık ortasından beri olan bir şeyde neden bu kadar düşük profilde kalındı? Buna bakmak lazım.

Dünya Sağlık Örgütü derse ki, bu iş artık kontrol edilebilir hale geldi, normal hayata geçebiliriz. Ancak o gün karar verilir. O yüzden, o güne kadar kendini bağlayacak şeyler söylememek mantıklıdır.

‘Futbol zararda!’ gibi haberler çıkıyor ya, neyin zararında? Bugün zarar hesabı yapılmaz. Zarar marar etmiyor kimse. Şu andaki zarar kaybedilen insanlardır.

Bugün, insanoğlunun yapacağı 2 şey var. Birincisi, çalışmak zorunda kalan insanların mümkün olduğu kadar çalışmalarını kolaylaştıracak bir düzen kurmak. İkincisi, çalışması mecbur olmayanları evinde tutup, onlara hep beraber bakmak. Parası olana değil, parası olmayanlara.

Bugün, insanoğlunun yapacağı 2 şey var. Birincisi, çalışmak zorunda kalan insanların mümkün olduğu kadar çalışmalarını kolaylaştıracak bir düzen kurmak. İkincisi, çalışması mecbur olmayanları evinde tutup, onlara hep beraber bakmak. Parası olana değil, parası olmayanlara.

2-3 sene lig oynanamayacak gibi bir kriz olur, o zaman döner bakar, belki tescil edersin belki etmezsin belki yok sayarsın. Şimdiden bu acele, Van Gaal’in dediği gibi çok mantıksız, üzerine çok hakkaniyetsiz.

Yapmamız gereken, düşük gelirli olan %90’ı hayatta tutmak. %10’un zaten torunların torunlarına yetecek birikimleri var. Bunu yapmanın yöntemi de, yıldızların paralarında en azından ‘şimdilik’ kesintiye gitmek. Bunun başka çaresi yok.

‘Milli Takım Teknik Direktörü maaşında indirime gidecek.’ Alma kardeşim bir sene. Bir sene sonra yeniden oturur konuşursun, ‘Geçen sene almamıştım, bu sene ne olacak?’ diye. Bu mecburi böyle. Önemli olan, geri kalanların hayatta kalması.

‘Motor!’ dediğin gün, oraya gelip çalışmaya başlayabilecek insanların şartlarını bozmadan yaşamaya devam etmelerini sağlamak lazım. Asıl hedef bu olmalı. Bunu yapmadan olmaz.

UEFA, yapılması gerekeni yapıyor. Belçika’nın yaptığı yanlış. ‘Ben şimdiden ligi tescil etmek istiyorum.’ Niye? Neyin acelesi bu?

Aklıma bahis geliyor, başka bir şey gelmiyor. Onlardan yapılan açıklamalar da ‘Merak etmeyin bir şey olmaz.’ Sürü bağışıklığı mantığı onlarda da sanırım, hükümetin söylediği buymuş. İngiltere de öyle başlamıştı ama vakalar artınca halk ‘Ne oluyorsunuz kardeşim?’ deyiverdi. Başbakanda da çıkınca, geri adım attılar.

Falcao iddiaları hakkında Demirkol: “Bu olabilir ama Falcao’nun Galatasaray’a transferindeki ana motivasyonun, çok net ve samimi bir şekilde söylediğine inanıyorum, seyirci-ambiyans olduğunu biliyoruz. Falcao tabii ki bir profesyonel. Tabii ki para kazanıyor. Ancak bunu önemsediğini biliyoruz, bir coşku aradığı net.

Galatasaray, finansal ya da teknik açıdan Falcao’yu yollamak istemezse, ben Falcao’nun ayrılacağını düşünmüyorum.

Türk takımlarının kendine has ‘Teknik direktör-sportif direktör-futbol şubesi’ yapılanması kurmamız lazım. Avrupa’da birçok kulüpte neredeyse teknik direktörler oyuncu kadrosuna karışmıyorlar bile.

Del Bosque, Beşiktaş’a geldiğinde ‘Sana kimi alalım?’ diye sorduklarında, ‘Kimi istiyorsanız alın, benim işim o değil.’ demişti. Çünkü çalıştığı kulüpler ona belirli bir kadroyu kuruyordu, o da saha içindeki işi yapıyordu.

Türkiye’de bunun çalışması kolay değil. Türkiye’de teknik direktörün, sportif direktörün, futbol şubesinde karar verecek olan kişinin ortak bir akıl kurması gerekiyor ve sonuçta birinin bütün bu fikirler belirlendikten sonra asıl kararı vermesi gerekiyor. Comolli-Cocu-Semih Özsoy ve Ali Koç bir araya geldiklerinde bu yapıyı kurmak mümkün değil.

Fenerbahçe’nin Türkiye’ye iyi uyum sağlayan yabancı bir sisteme, bence Alman sistemine ihtiyacı var. Fenerbahçe’yi bir teknik direktör kurtaramaz. Açık söyleyeyim, Fenerbahçe’yi, Erol Bulut kurtaramaz. Fenerbahçe’yi, Erol Bulut’un teknik direktör olarak içinde bulunduğu bir yapı, bir takım kurtarabilir ama.

Dorukhan iyi bir oyuncu, ileride çok daha başarılı olacak bir oyuncu. Umuyorum ki Türk futboluna ve Beşiktaş’a katkı sağlar. Bu oyuncunun bir değeri var. Eğer İngiltere’de oynamıyorsanız dünyanın her yerinde benzer bir değeriniz olması gerekir. Ama Türkiye’de başka bir değeri var. Bundan kurtulmamız lazım. Öncelikle oyuncuların global bir değere ulaşması lazım.

Bu değer üzerinden işlerini yapmaları lazım. Bunu sağlamanın yolu da öncelikle onların da hepimiz gibi vergi vermesi. Onların kazandıkları paranın vergi dilimi Türkiye’de %38’dir. Bunu verdikten sonra ne kadar para kazandıkları, nasıl para kazandıkları, kulüplerinden ne kadar para aldıkları, onları görürüz.

Kulüpleri, futbolcuların adına bazen stopaj yatırıyorlar. Bazen yatırmıyorlar, onlar affediliyor. Öncelikle oyuncular vergi vermeye başlamalı. 1 milyon euro mu kazanıyorsun, 380 bin euro’sunu vergi vereceksin. Başka çaresi yok bu işin. Ondan sonra, oyuncuların; ne kadar edeceğini, ne kadar etmeyeceğini, ne kadar para kazanmaları gerektiği ayrıca konuşulur.

Dorukhan iyi bir futbolcudur, çok iyi paralar kazanabilir, dünyanın en iyi orta saha oyuncularından birisi olabilir ancak Türkiye’deki kulüplerin verebileceği ve oyuncuların devletlerine vermesi gereken vergilerin durumu ayrıdır. Bu, ayrıca tartışılır.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: